ayrılık

Gelin size bir kadının gözünden nasıl oluyor bu ayrılık biraz anlatayım. Sözlerime başlamadan önce yaklaşık 3 yıllık bir ilişkide ha? Ne? Nasıl yani? Diye terk edildiğimi belirtmek isterim. Bir kadın için, babasız büyüyen ve sevgilisini hayatının her şeyi yapan bir kadın için ayrılık ve ölüm eşdeğer şeylerdir.

Buradan beylere sesleniyorum. Olur ya bir gün hayatınıza duygusal olarak dibi görmüş, kimsesiz bir kadin girerse onu hiç bırakmayacağınıza emin degilseniz hayatına girmeyin. Kendinize alıştırmayın. Onun her şeyi olmayın.

Ayrılık bu durumda biraz ceset gibi olmaya benziyor. Vay be, ölmeden mezara koydular beni derken boyle oluyormuş diyorsun. Renkler soluyor. Müzikler susuyor. Notalar ağlıyor. Ağaçlar sana üzgün bakıyor. Yeşil artık yeşil gibi oluyor. Güneş daha soluk doğuyor. Doğuyor ama ısıtmıyor aslında hiç bir şey beni ısıtmıyor. Arabam bile dalga geçer gibi daha korkunç sesler çıkarıyor.

Ben mesela dün markette peynirlere bakıp ağladım. Hayır, beni terk eden adam peynirci degildi. Rakının yanında peyniri çok seviyordu. Yine bir kac gun önce peynirci babanın önünde on dakika dikildim. Hayır, beni terk eden adam peynirci babada çalışmıyordu. Peynirci babanın ekşili süzme yoğurdunu çok seviyordu. Telefonumda sarhoşken çektiğim komik bir pozu var. Eskiden ona yollar yollar gülerdim. Nereden bileyim bir gün o fotoğrafa bakıp bakıp ağlayacağımı? Sözün özü, kimi zaman ağlamaktan retinam yırtılacak sanıyorum. Kebapçılara bakamıyorum. Hayır hayır lahmacun ustasi da degildi ama iyi kebaba canını verirdi. Öyle deli bir adamdı. Hele bana ısmarladığı kebap hoşuma gitmişse ohoooo değmeyin keyfine. Dükkanı önüme yığsa gözüne gelmezdi. Böyleydi bizim ilişkimiz. Benim karnim doysun o mutlu olsun.

Kebapcıları da eledik sözlük. Önünden geçmek yok. Gratise mesela bugün tahammül edemedim. Kendime dünyaları alıp ams ons bir parfüm alırdım. Ona bile gönül koymazdı. Gereksiz bile görse benim mutluluğum yeterliydi. Artık gratis de yok. Gratisin moru kalbimi acıtıyor. Markette lm sigaralara bakamıyorum. Kamyoncu sigarasi diye dalga gectigim sigaraya artık bakamıyorum.

Bazen kafamdan asağı benzin döksem diyorum. Fazla acılı. Bir kutu ilac yutsam. Belki haberi bile olmaz. En güzeli evinin orada arabamı bir kamyonun altına sürmek diyorum. Sonra ölmeyi beceremezsem kafamı kırar diyorum vazgeçiyorum.

Peki bu kadar üzüntü neden oldu? Yani beni terk eden adam benimle yeniden konusmaya calisti mi? Evet. Gercekten çabaladı mı? Hayır. Karnın tok mu dedi, bir seye ihtiyacın var mı dedi. Gel gelelim bunları bana hissettirmedi. Görev bilinciydi. Benden size öneri, iki insan birbirinizi seviyorsanız hiç bir şeye hayır demeyin. İşim var da demeyin. +Aşkım yanıma gel çok bunaldım. -işim var. Değil, işim var ama senin için 3 dakika bile olsa geliyorum. Bakın, böylesi daha şık. Öyle tşörtmüş, fotoğrafmış, erkeklermiş, kılmış yünmüş kimseye yüklenmeyin. Oldu da yüklendiyseniz yaptığınızın arkasında olun. Oldu da alttan aldınız, daha fazla gurur yapmayın. Koşun sevgilinizin kapısına. Koşmadınız mı? Bir kadının kalbini kırdıysanız uzaktan uzağa bu işlerin çözülemeyecegini akıl edin.

Kapısına gitmediniz ve bir aramaya cevap vermedi diye üstelemeyecek kadar prenses bir adam mısınız? Bırakın o kadın daha fazla kırılmasın. Çünkü onun sizden bekledikleriyle sizin tahammül sınırınız örtüşmüyor demektir. Bir de, tüm bu yaptıklarınız üzerine, terk ettiginiz kadın günler sonra annesiyle dışardaysa ve metroda oldugu icin ona ulaşamadıysanız kiminle ne halt yedigin belli degil demeyin. İnanın bana bu kaç oldu sayılmıyor. Bir insan kaç yerinden kırılabilir, kalbi ne kadar parçalanır canlı deneğim. Sonuc olarak beyler siz kendinizi toplamazsanis ne siz o kadına yaklaşabilirsiniz ne de o kadın size yaklaşabilir.

Ben bir kere degil bin kere kırıldım. Beni sarıp sarmalayan, gözlerime bakarak seni söz veriyorum bırakmayacağım diyen adam elimi ilk bırakan oldu. Hayatım boyunca ilk defa bir erkek veni babam kadar kırdı. Sonra hiç toparlayamadı. Terk ettiğinden beri kaç kere daha kırdı bilmem. Canımı yakıyorsun dedigim halde her gün bu sondu, artık yokum dedi. Her dediginde kalbime bir bıçam daha sapladi. Ben göründüğümden daha kırılgan bir insanım biliyormusun sevgili sözlük? Ama o 3 senedir bunu bilememiş.

Yapmayın, kimse kimseye bu kötülüğü yapmasın. Admin, beni buradan da engellersen canın sağolsun. Demiştim sana her yerden engellersin whatsapp, telefon, instagram... ama kafandan engelleyebilir misin? Pek sanmıyorum. Çok zor. Çünkü benim baktığım her yerde senden bir sey gördüğüm kadar ben de senin hayatına işledim. Biliyorum. Pek fırsatım olmadı, bu da benim elvedam olsun. Seninkinden daha dezavantajli fakat daha şık bir yöntem olduğu kesin :) okuyan, okumayan herkese teşekkür ederim.

iki kere oy kullanan gurbetçi rezaleti

bir sözlükte gördüm ve hemen alıntılayarak bu başlığı açmak istedim. gerçekten çok kötü hissediyorum. hangi parti olursa olsun bu haksızlık oluyor.

"gerçek olduğuna inanmak istemiyorum. ysk oy kullananları ortak bir havuzda toplayıp, iki kere oy kullanmanın önlemini almamışsa durum vahim. acilen bir açıklama yapılmalı.

marifet gibi herkese açık facebook profilinde iki kere oy kullandığını paylaşmış kadının paylaşımları;
belçika
izmir adnan menderes havalimanı
yorumlara verdiği cevap...
https://s3.eksiup.com/68a555acb72.jpg
https://s3.eksiup.com/fc93f84eb52.jpg
http://prntscr.com/jwqbfc

hanımefendi bu paylaşımları yapmasa kimsenin ruhu duymayacaktı teşekkür mü etsek bilemedim. acilen yetkililerin böyle bir durumun mümkün olup olmadığını, sosyal medyadaki iddiaların gerçek olup olmadığını açıklaması gerek.."

gelen bilgi;
"16-17 haziranda görevli olduğum konsoloslukta oy verme işlemi başladı. görevli arkadaşlardan birisi acaba ikinci kez oy kullanmak isteyen olursa nasıl anlayacağız diye sordu, bende dedim ki ben kullandım bakalım beni bir sorgulayın nasıl uyarı veriyor bakalım. (bunu tüm müşahitlerin yanında söyledim.) sonra benim tc ile sorgulama yapıldı ve kocaman kırmızı bir uyarı yazısı çıktı. ilgili kişi oy kullanamaz “şu tarihte şurada oyunu kullanmıştır” diye. ve ilgili sorgulama ekranını sadece sorgulayan görüyor, müşahit istersen bakıyor.
yani sorgulama yapan kişi o uyarıyı es geçerse, mükerrer oyu anlayabilecek başka bir seçenek var mı bilmiyorum. yani mükerrer oy olayı pc kullananın insafına kalmış gibi görünüyor."

çirkin erkek

Gençlik yılların da ağır bunalımlar çekmesi muhtemel erkektir. Her gün aynı suratı görüp dinden çıkması bonus muhtemeller arasında. Bazıları da allah böyle yarattı diyerek kabullenir. Bakış açısına göre değişen durum.

Bu grubun bir üyesi olarak çözümü olmayacağını, tamamen şansımız ve genlerimizin azizliğinden ötürü çirkin olduğumuzu kabullenmek elbet zor oldu. Ancak siz istediğiniz kadar kendinizle barışık olsanız dahi iş, arkadaş ortamın da hafiften görünmez adam olduğunuzu fark ediyorsunuz.

Yakışıklı erkek ise hiç sikini kaldırmadan sizin kırk takla atıp konuşma ihtimalinizin dahi yüzde ile hesaplanan hatunla doğruca konuşabilir. Aynı şekil de hatun da onunla konuşabilir...

Tanrının kurduğu düzen kimine hayatı zindan ederken, kimi için yarı cennet. Ben bardağın boş tarafına bakıyorum. Tanrı adaletli olduğuna inanmıyorum. Eşit şartlar da mücadele yok.

nihat genç

zannediyor ki tarihi mikipedya yazar...

ben çocuğuma anlatacağım nihat hangi dallamaların farkında bile olmadan tetikçilik yaptığını.. 5 yaşında çocuğu olan 29 yaşında bir genç kadın sana yaptırılan tetikçilikle hapiste..

(bkz:ece sevim öztürk)

sen şimdi çık televizyona zırla... zor hayatını filan anlat.. nası en bi süper bi muhalifsin onları sayıkla.. mal.

anadolu ajansı'nın seçim sonuçlarını 4 gün önceden yayınlaması

strateji ve taktik meselesiyle ilgili çok özlü söz var..

en ünlüsü budur herhalde



benim bir başka emiceden duyduğum daha özlü bir tanesi şöyle "taktiklerin ne kadar doğru olursa olsun stratejin hatalıysa zafere ulaşamazsın"

çünkü "strateji" demek sorunu çok daha temelden bir bakışla ele almak demek... ne demek bu? şu demek;

soru: türkiye'de seçimi kazanmak için ne yapmak gerekiyor?
a) rakibinden daha çok oy almak
b) sandıktan rakibinden daha çok oy aldığın bir sonucu çıkarmak

ya da şöyle sorayım Ankara belediyesi seçimlerini kim kazandı?

a) Mansur Yavaş
b) Melih Gökçek

cevapları siz daha iyi bilceğniz artık..

maarem inceyi seviyorum sevmesine, kafa bi adama benziyor ama taktikler... maalesef.. strateji zaten yok.. haksızlık etmek istemem, yangından mal kaçırır gibi seçime gidiyoruz.. onun da sebebi belli yani.. yeri gelmişken..

(bkz:#1153897)

ama yine de yıllardır politikanın içinde olan, geçim kaygısı gibi biz sıradan fanilerin ömrünü çalan sorunlarla boğuşmayan biri olarak Maaremin daha hazırlıklı olmasını beklerdim.. çok yalpaladı.. yanlışları (naçizane bana göre) şudur budur diye uzatmak istemiyorum. gerek yok.

bizim muhaliflerimiz gözleri kapalı ringe çıkan boksörler gibi.. her seçimde dayağı yiyorlar ama yumruğun nereden geldiğini bile göremiyorlar..

basit bir örnek olarak seçmen sayıları
http://www.haber7.com/siyaset/haber/739006-yskya-gore-secmen-9-milyon-artti

2007'de 42 milyon seçmen varmış 2009'da bu sayı çıkmış 48 milyona.. 6 milyon.. parmak boyası filan gideli çok oldu zati.. muhalif arkadaşların ısrarla bu darboğaza takılması artık canımı bile sıkmıyor.. sıradan haber oldu..

sen seçim sandığının üstüne otursan bile, eğer o sandığa "naylon vatandaşlar" oy atıyorsa bunun bir anlamı yok.. bir de mühürsüz oylar filan..

neyse içinizi karartmak istemem.. gidin oyunuzu kullanın.. sandığınızın başında bekleyin.. hem benim dememle içiniz kararmasın zaten.. ya da şöyle söyleyeyim ille de benim dediğim bir şeyi ciddiye almak isterseniz o da şu olsun "bu dünyanın bir sahibi var. onun ol dediği olur, olma dediği olmaz."

yanisi dua edin.. "ama ben inançsızım" filan diyen arkadaşlara hatırlatırım, inançlarımızın gerçekler üzerinde bir etkisi yoktur..

fekatu strateji bundan da daha temel bir bakış açısı gerektiriyor..

kiminle savaşıyoruz? kim bizimle savaşıyor? bu turkuaz rengi öylesine mi seçilmiş filan?








konuyu dağıtmıyoruz anadolu ajansının 24 haziran "ön tahminlerine" geliyoruz

neden yayınlanmış nasıl yayınlanmış orasına takılmıyorum ama temel olarak tayyip erdoğan %53'le ilk turda başkan gözüküyor.. karşı iddia şu "bunlar test verileri amma büyüttünüz"..

basit matematik yapalım.. herhangi bir başkan adayına gereken oy %50 + 1..

uzun zamandır beyinlere işlenen bir oran var %51.3 diye.. anket şirketlerimiz filan sağolsun.. bu arada anket şirketlerinin ne işe yaradığını öğrendiniz artık di mi? anket şirketleri toplumu sandıktan çıkarılacak sonuca psikolojik olarak hazırlamakla görevli paralı askerlerdir.. güya binlerce lira harcanmış olması gereken anket çalışmaları kara kaşınız kara gözünüz için sizinle bedava paylaşılmıyor yani..

basit matematik.. tayyip erdoğan %51 alırsa muho'nun yimbeş, osbeş, kırkbeş alması anlamsız olur..

peki seçim gecesi başkan %51.3 ile seçilirse neler olabilir? örneğin olacaklardan biri şu olur.. "biz size demiştik test verisi bunlar diye .. bak orada 53 yazıyordu halbuki 51 geldi filan… hemen gaza geldiniz yavv"… hazırlıklı olun yani, gaza gelirken bile fazla gaza basmayın icabında..


sadede geliyorum…

açıklaması çok vakit alacak nedenlerden dolayı bu seçimde "ödünç oy" kullanacağım.

ne partisine güveniyorum
(bkz:#1148732)

ne "kurmaylarına"
(bkz:#1154140)

ne de kendisine
(bkz:#1154119)

hatta "ödünç oy" ifadesinin anlamını sindirip sindiremeyeceğini bile bilmiyorum..

uzun lafın kısası .. hadi bakalım winona ryder diyorum


Tanrı türk milletini korusun.

istanbul

bayram boyunca ne bok yedigi belli olmayan sehir. bir yandan deli gibi saganak yagarken on dakika sonra cehennem sicagina sahip olabiliyor. doganin da anasini aglattik el birligi ile.