gurbetçi düşmanlığı

Adam belki en vasıfsız işi yapıp 1000 euro maaş alıyor. Sonra onu da bir güzel türkiye'ye gelip, krallar gibi yiyor. Haliyle ülkemiz vatandaşı çok iyi bir işi de olsa bu gurbetçi arkadaştan daha alt bir ücretle yaşamını sürdürdüğü için benim günahım nedir ulan diyerek, gurbetçiyi sevmeyebiliyor.

Bu nefret, son yıllarda giderek artmaya başladı. Sonu nereye varacak merak ediyorum.
son 5-6 yıldır avrupa'da çeşitli şehirlerde yaşadım / yaşıyorum; ve bu düşmanlık hakkında bir yanlışı düzeltmek istiyorum.

"gurbetçi" kavramı artık eskisi gibi değil ve üçe ayrılıyor. yıllar önce gitmiş, oraya yerleşmiş olanlar, orada doğup büyümüş olanlar, bir de yakın zamanda gidenler.

ülkemizde son zamanlarda olan ayrıştırmacı politikalar içerisinde, düşmanlık beslenen kesim işte tam bu son söylediğim yakın zamanda gidenler. eski topraklar ya da kırık türkçesi ile konuşan gençler filan çoğunlukla takdirle, en kötü yaranma içgüdüsüyle övülüyor.

asıl düşmanlık beslenen, "kaçıp kendini kurtaranlar". akp döneminde ülkesine yabancılaştığını görenler, türk toplumunu araplara köle etmeye çalışılmasından rahatsız olanlar, ya da kendini güvende hissetmeyenler gidiyor. para için gidenler de var tabi.

ama bu düşmanlık gurbetçi - yerli düşmanlığı değil, parti fanatikliği düşmanlığı. eminim "gurbetçiler lölöl" diyen amcaların hiç biri, kendi yeğenleri çocukları gurbete gitse gıkını çıkartmaz. ama erasmus'a gidip oraya yerleşmiş pelinsu'ya düşmanlık duyar.

bu konuda 140journos'un ilgili videosunu da şuraya bırakayım. isimlere takılmayın; içindeki insanlar da muhteşem aydınlık bilmemne tipler değil, ama gidiş ve düşmanlık sebeplerini doğru anlamak için faydalı olabilir.